PUNTA CANA Gezİ rehberİ

Punta Cana Gezİlecek Görülecek Yerler

Punta Cana`ya nasıl gidilir, cenote nerededir, nereler gezilir, kaç gün kalınır, ne yapılır diye merak ediyorsanız buyrun okuyun.

Ne işin var Dominik’te diyeceksiniz. Şöyle ki Latin Amerika maceram zaten çalıştığım otel zincirinden ayrılmam ve ‘2 hafta boyunca bedava olarak istediğim bir otelde kalma hakkımı kullanayım’ dememle başladığı için buraya geliyorum. Zaten Karayipler’deki bir ada ne kadar kötü olabilir ki:) 10 sene önce almış olduğum Amerika vizemi de heba etmeyeyim düşüncesi de var tabi. Gerçi Dominik’e vizesiz girebiliyor Türkler. İyi ki de gitmişim buraya çünkü bana en çok hangi ülkeyi sevdin diye sorduklarında ilk tercihim Meksika, ikincisi ise Dominik çünkü burası hindistan cevizi ve muz ağaçları içerisinde yer alan bir cennet!


Punta Cana Havaalanı’na indiğimde ağzım açık kalıyor çünkü inanılmaz tatlı bir havaalanı. Bir benzerini Tayland’da Koh Samui’de görmüştüm. Binaları sazlarla yapmışlar:) Gideceğiniz yere toplu taşımayla gidemiyorsunuz, o sebeple taksiye binmek ya da özel transfer istemek tek çare. Ve mesafeler kısa olduğu halde yüksek ücretlertalep ediyor taksiciler.

Punta Cana’da 6 gün boyunca 5*’lı bir otelde bedava kalıyorum. İnternette fotoğraflarda gördüğümüz turkuaz deniz var tabi, Dominik’teki en güzel deniz burada  ama bu denizi dalgasız ve yosunsuz görmek biraz zor. Ki bana söylenen yosunlar otel yönetimi tarafından devamlı toplandığı halde her gün yine de sahilde yosun öbekleri görüyorsunuz. Sebebi tabi ki de küresel ısınma! (Meksika gezimdeki Tulum’da Gezilecek-Görülecek Yerler yazımda bu yosunlarla alakalı ilave bilgileri okuyabilirsiniz.) Ama yine de burada palmiyeler arasında çok güzel günbatımları görebilirsiniz. 

6 gün boyunca 5*’lı otelde yaşadığım prenses hayatımdan sonra kalan 6 günümü ne şekilde geçirebileceğimi otelde çalışan Türk arkadaşlar yardımıyla planlıyorum. (Bu arada kaldığım otelde sıkılmadım desem yalan olur çünkü çok fazla çocuklu aile vardı. Neyse ki eski işyerimden tanıdığım Türkler vardı da iki lafın belini kırabildik:)) Ülkede toplu taşıma sistemi çok gelişmiş olmadığı için araba kiralamak en iyisi diyorlar ve ben de onlara uyuyorum ve tanıdıkları bir araç kiralama şirketinden araç kiralıyorum. Aracı GPS’li istiyorum ancak GPS çalışmayınca firma sahibi çalışanının telefonuna internet paketi yükleterek telefonu bana veriyor. İlk durağım adanın kuzeyi.  Fazla zaman kaybetmemek için Playa Bavaro’yu es geçerek sadece Playa Macao isimli plaja uğruyorum. Burada minicik büfe var ve sahil bakir. Civarda hosteller de var. Kafa dinlemek istiyorsaniz bu sahile gelebilirsiniz ama benim favorim olmadı açıkçası bu sahil. Ama burada çok tatlış müstakil evler var. Biraz yürüyüş yapıp Miches’e doğru yola çıkıyorum. 

 

 

Adanın kuzey ve güneyindeki şehirleri 1 hafta gezdikten sonra Punta Cana’ya yeniden dönüyorum. La Romana’da kaldıktan sonra airbnb den bir oda bulup Punta Cana havaalanının yakınında kalıyorum. Punta Cana’da zaten hostel kültürü çok yok, olanlar da çok alakasız yerlerde. O sebeple araç da kiralamayacaksanız ulaşımda sorun yaşamamaya dikkat edin. Bu airbnbden ilk yaptığım konaklama evli bir çiftin evinde kalıyorum. Sağolsunlar herşeyi anlatıyorlar, plaja nasıl giderim, yemek, market, havaalanı vs. Havaalanının yakınındaki Four Points Oteli’nin önünden kalkan servisle Playa Blanca’ya gidiyorum. 

Buradan düzenli servis var ve evlerinde kaldığım çiftin bulunduğu siteyle de anlaşmaları varmış ve ücret almıyorlar. Şansıma hava o kadar güzel ki deniz mavinin her tonuna bürünüyor. Bu sahilde hindistan cevizi ağaçları eşliğinde uzun bir yürüyüş yapabilirsiniz. Dilerseniz kitesurf ve dalış dersleri de veriliyor. Hatta restoranın şezlonglarında bedava oturabilirsiniz. Dominik’teki en güzel sahil fotoğraflarımı burada çekiyorum. Belki o sebepten Dominik gezinizde Punta Cana’ya daha fazla vakit ayırmayı düşünebilirsiniz. 

ayak buyuklugunde denız kabugu punta cana dominik
Ayak büyüklüğünde deniz kabuğu

Ben göremedim ama civardaki Hoyo Azul ve Ojos Indígenas isimli yerleri de benim yerime görün lütfen. Hoyo Azul, Punta Cana’nın güneyinde bir cenote. Bu cenotelerden Meksika’yı anlatırkenki Chichen Itza – Cenote Suytun – Valladolid yazımda bahsettim ama özetle bir çukurda yer alan berrak yeraltı sularından oluşan göletçikler diyebiliriz. Ben La Romana’dan çıktıktan sonra buraya kadar gittim ancak burası bir aktivite parkıymış ve giriş ücretliymiş. Hatta Hoyo Azul’dan başka içeride birçok yürüyüş parkuru da olduğu için giriş ücreti epey yüksekti ve malesef içeri giremeden yoluma devam etmek zorunda kalıyorum.

 

Dominik’in kuzeyindeki gezilecek yerler yazımı okumanızı tavsiye ederim.

error

Gezi yazılarımı beğendiyseniz diğer sosyal medya hesaplarımı da takip edebilirsiniz:)