CHICHEN ITZA-VALLADOLID-CENOTE SUYTUN

Cenote Suytun Gezİ Rehberİ

 

8 Mart’ta bir turla (45 USD) meşhur Chichen Itza antik şehrini görmeye gidiyorum. Tura Cenote Suytun ve Valladoid şehri de dahil olduğu için buralara tek gitmekle turla gitmek arasında fiyat farkı bulunmuyor. Tikuch şehrinin içinden geçiyoruz önce. Buradaki gelenek, kadınların beyaz, çiçekli elbise giymeleri ama yeni nesil genç kızlar turistlere özendikleri için bu elbiseleri giymiyorlarmış. Sonraki durak Valladolid şehrine de yakın olan yer altındaki yarı-açık Cenote Suytun. Cenote Türkçe’de obruk demek ve yüzeyindeki kireçtaşı tabakasının çökmesi sonucu oluşan ve mayalar tarafından kurban etme alanı kabul edilen doğal bir havuz aslında bu cenoteler. Buranın yarı-açık olması demek de yüzeydeki açıklıklar vasıtasıyla içeriye günışığını alabiliyor olması demek aslında. Yucatan yarımadasında onlarca cenote var. Gidilebilecek cenoteleri Meksika gezi rehberi başlığındaki Yucatan Yarımadası’nda Görülmesi Gereken Cenoteler başlığı altında bulabilirsiniz. Burada bir Maya şaman ayini ile bizi kutsuyor. Obsidiyen taşından yapılmış objeler satıyor Mayalar. Eskiden devlet onlara para verirmiş İspanyolca konuşamadıkları ve iş bulamadıkları için ama sonradan Mayalar’a istihdam sağlayarak hem onların iş sahibi olmalarını sağlamış hem de onlardan vergi almaya başlamış. Cenote Suytun, çok turistik ve içerisi kalabalık. İçeride Maya dansı yapan bir grup bile var. Su soğuk ve içinde balıklar olduğu için yüzmedim ama siz yanınızda yüzme kıyafetlerinizi ve havlunuzu da götürün tabi. Zaten soyunma odaları da mevcut. Cenoteden sonra öğle yemeği molası veriyoruz ve burada Mayalardan bira şişesini kafalarında düşürmeden tutmak suretiyle yaptıkları bir dansı izliyoruz.

Chichen Itza Gezİ Rehberİ

 

Sonraki durağımız 600-1200 yılları arasında önemli bir yerleşim yeri olan, UNESCO Dünya Kültür mirasları listesinde olan ve dünyanın 7 harikasından biri olarak nitelendirilen Chichen Itza. Buradaki El Castillo ya da Kukulcan (Mayaların kürklü sürüngen Tanrısının ismi) isimli piramit, en görkemli yapı. Her kenarı 55,3 metre. Her sene ekinoks zamanlarında yani 21 Mart ve 21 Eylül’de bu piramitte yılan şeklinde bi gölge oluşuyor ve 45 dakika süren bu gölgeyi izlemek için 24 bin kişi toplanıyormuş. Ki zaten orta platformun hemen altında yerde bulunan yılan kafasıyla bu gölge birleşince korkutucu bir şekil ortaya çıkıyorJ Efsaneye göre Kukulcan her sene ekinokslarda dünyaya geri döner, iyi bir hasat ve sağlık sunmak için müritleriyle toplanır, kutsal suda yıkanır ve yer altındaki ölüler diyarına geri dönermiş. Yine şehrin yakınındaki cenotede yağmur Tanrısına insanlar adak olarak sunulurmuş (1904 yılında E. Thompson, cenotede bulduğu insan iskeletleri ve altın ziynet eşyaları vasıtasıyla bu efsaneyi doğrulamıştır).

 

Piramidin her yüzünde 91 adet basamak var tepedeki basamakla birlikte toplam 365 basamak ediyor ki bu da yılın 365 gününü sembolize ediyor. Her yüzeydeki merdivenle ikiye bölünmüş 9’ar adet platform, Maya takviminin 18 ayını temsil ediyor. Piramidin yakınında bir yerde durup alkış tutarsanız kutsal ketzal kuşunun sesine benzeyen bir sesin yankısını duyuyorsunuz. Size daha da ilginç birşey söyleyeyim. Bu piramidin içinde ne var  tahmin edebilir misiniz? 10 metre yüksekliğinde bir piramit daha var! 10. yy.da şehir terkedildikten sonra gelen kral benim yeni bir şehrim olmalı diyerek piramidin etrafına 30 metre yüksekliğinde kendi piramidini yaptırmışJ Bu kadar eski bir piramit nasıl olur da mükemmel korunmuş diye düşünebilirsiniz. Korunmamış zaten, hatta 1800’lerdeki fotoğraflarına bakarsanız bitkilerle kaplı. Ama Meksika ve Amerika arasında bir anlaşma yapılmış ve Meksika demiş ki ben burayı birinci sınıf bir turist merkezi yapmak istiyorum. Amerika ise kazı çalışmalarına devam etmiş. Dolayısıyla piramidin iki yüzü restore edilirken diğer iki yüzü orijinal haliyle bırakılmış.

 

 

 

Chichen Itza’da ilgi çeken ikinci kısım Oyun Sahası – Game Court. Ulama ismi verilen 3,000 yıllık oyunun tarihi çok eski ve bu oyun Olmek, Aztek ve Mayalar tarafından oynanırmış. Oyun, Güneş’e karşı Ay ve yıldızların ya da karanlığın aydınlığa, iyinin kötüye karşı oyunu olarak da nitelendirilirmiş. Hatta topun hareketi, Güneş’in Olmek, Aztek ve Maya medeniyetleri için dönüşünü de sembolize edermiş. Basketbol topu büyüklüğündeki topun 4 kg civarı olması sebebiyle oyuncuların yanlış yerine gelirse ölümlerine sebep olduğu için sonraki zamanlarda oyuncular, koruyucu kıyafetler giymeye başlamışlar. Oyun alanı 166 m uzunluğa ve 69 metre genişliğe sahip. Ve öyle bir akustiğe sahip ki bu oyun alanı, oyuncular arasında bir uçta konuşulan bir fısıltı diğer uçtan duyulabiliyormuş. Benzer şekilde duvarlar içbükey şekilde konumlandırıldığı için, Tanrı bir platform üzerinde durarak konuştuğunda, sesi alanın diğer ucundaki asiller tarafından duyulabiliyormuş. 

Ama henüz Oyun Sahası’nın en enteresan kısmını söylemedim. Oyunu kazanan takımın kaptanın başı kesilerek Tanrılar’a adak olarak sunulurmuş. Evet evet, KAZANAN takımın kaptanı… İyi de adam idam edilecekse kazanmaya nasıl zorluyorlar diye düşünebilirsiniz. Şöyle ki kazananın Tanrılar’a adak olarak sunulması çok büyük bir onurmuş, hatta o kişinin Tanrı olarak yeniden doğacağına inanılırmış. Kaybeden ise ömrünün geri kalanında rütbesi düşürülerek ve fakirleştirilerek utançla yaşarmış. Dolayısıyla kazanarak onurlu bir şekilde ölmeyi tercih edermiş oyuncular!!! Bu konuyu anlatan birçok rölyef ve çizim var bu arada. Hatta hiyeroglif şeklindeki alfabelerinde de bu ayinler anlatılıyor.

 

Yeri gelmişken Mayalar hakkında genel bilgi vereyim. Olmeclerin çöküşünden sonra Mayalar, Mayalardan sonra ise Aztekler Mezoamerika’da hüküm sürüyorlar. Aztekler kuzeybatı Meksika’da hüküm sürerlerken Mayalar, Meksika’nın güneydoğusu, Guatemala, Belize, El Salvador ve Honduras’ta yaşamışlar ve bu ülkelerde yüzlerce Maya şehri var. Hala bu bahsettiğim ülkelerde yaşayan 6 milyon Maya var. 70 civarı farklı Maya dilini konuşuyorlar, çoğunluğu İspanyolca da konuşuyor ve yaşayan nüfusun %60’ı Guatemala’da ikamet ediyor. Telafuzu inanılmaz zor bir dil çünkü gırtlaktan konuşuyorlar. Mesela k harfini gırtlaktan söylemeye çalışırsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Mısır ve siyah fasülye diyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor hatta yüzyıllar öncesinde de bu ürünlerin tarımının gelişimine ve kanal sistemine çok önem vermişler.

 

Ama sanırım ADAK kısmı sizin daha çok ilginizi çekebilir. Kanın Tanrılarını beslediklerine inandıkları için yaşayan bir canlının, özellikle bir insanın Tanrılar’a adak olarak sunulduğu birçok ayin yapmışlar. Özellikle de takvimlerine göre belirli sosyal olaylar için (savaş, bina yapımı, kralın tahta geçmesi, kralın çlümü) adaklar adanırmış. Yüksek rütbeli tutsaklar, Tanrılar’a adanırken düşük rütbeli tutsaklar işçi olarak çalıştırılırmış. Baş kesmenin yanı sıra kalbi çıkarma da adak yöntemlerinden biriymiş ve hala atan bir kalp, Tanrılar için çok güzel bir besin kaynağıymış. Adak kişinin burun, kulak, ağız, parmak ya da cinsel organından pamuk, kağıt ya da deri üzerine kan alınıp yakılarak beslenmeleri için Tanrılar’a sunulduktan sonra kalbin çıkarılması işlemi gerçekleştirilirmiş. Cinsel organdan kan alınması ise doğurganlığı sembolize edermiş. Ritüelin amacına göre, adak edilen kişinin bedeni piramitten aşağı yuvarlandıktan sonra elleri ve ayakları haricindeki derisi rahibin asistanları tarafından yüzülür ve derinin kalan kısmını bir rahip giyerek diriliş dansı yaparmış. Adak edilen kişi saygıdeğer bir savaşçı ise vücudu parçalara ayrılarak ayine katılan savaşçılar ve diğer kişiler tarafından yenirmiş. Elleri ve ayakları ise rahibe verilir ve rahip, el ve ayak kemiklerini bir zafer hatırası olarak takarmış. Hatta 1511 yılında Santo Domingo’ya gitmeye çalışırken gemileri resifler dolayısıyla hasar gören ve mürettebatın çoğu öldüğü halde kendileri Yucatan’a dönebilen İspanyol gruptan 5 kişi de Mayaların bir ayininde Tanrılar’a adak edilmiş ve bir ziyafette etleri yenmiş.

 

İnsan kurban etme, Aztekler’de de varmış. Rahipler obsidyenden yapılmış kesici bir aletle önce kafa derisini yüzer, kafatasının her iki yanında delikler açar ve kafataslarının yanyana tahtaya dizermiş. Yıllar içinde Güneş ve yağmurun etkisiyle kafatasları parçalara ayrılır, dişler dökülür ve çeneleri ayrılırmış. Rahipler bu kafataslarını ayinlerde maske olarak kullanır ya da tapınaklara bir harç ardımıyla dökerek yanyana dizermiş. Kurban edilmek amacıyla Orta Amerika’nın çeşitli bölgelerinden köleler de getirilirmiş. 

Valladolid Gezİ Rehberİ

Chichen Itza’dan sonraki durağımız Valladolid şehri. Şehir aslında şu anki yerinden farklı bir yerdeymiş ve 1500’lerde İspanyollar şehri işgal ettikten sonra nem ve sivrisinekten şikayet ederek şehri taşımışlar. Tüm şehrin taşları, yeni şehri inşa etmek icin yapılmış dolayısıyla eski şehir nasıldı, bilinmiyor. Şehir, Amerika’daki en eski ikinci kiliseye shaip olması açısından önemli. Kilise, dışarıdan heybetli ancak iç kısmı son derece sade. Kilisenin önünde bir meydan var ve burası kalabalık. Ama onun haricinde sırf Valladolid’i görmeye gerek var mı derseniz, bence zahmet etmeyin.  

 

Fotoğraflardan birinde gördüğünüz şişedeki içki, çok sert bir Maya içkisi. Tur rehberinin ailesi yapıp satıyormuş. Bu gezinin hatırası olsun diye de tura katılan herkesin fotoğrafını çekerek böyle bir dizayn yapıp satıyor.

 

Sonraki durağım Maya antik şehri Coba Harabeleri gezi notlarımı da okuyabilirsiniz.

error

Gezi yazılarımı beğendiyseniz diğer sosyal medya hesaplarımı da takip edebilirsiniz:)